27 Aralık 2010 Pazartesi

Notlar #?


- Baya uzun bir sure blog'u bosladim. Once bu boslamayi zaman eksikligine baglasamda, sonradan heyecan eksikligine bagladim, sonrada Twitter'i sucladim. Su Twitter mikroblogging konseptiyle blog'lara agir bir darbe indirdi. Twitter'da insanlari, blog sahiplerini takip etmekten blog'lardan uzaklastim (kendi blog'umda buna dahil). Neyse ki eski heyecanima ve blogger'a bagliligimi geri kazanmis gibi hissediyorum su an. Bu vesileyle yolumuzu gozleyen olduysa(pek sanmiyorum ama) ozur dilerim.

- Su gecen son aylarda universite basvurulariyla baya bir ugrastim su an'a kadar yaklasik 20 essay yazmak kolay gelmiyor hele istediginiz bir konu hakkinda degil de sizden istenilen bir cok konuya yazacak sey bulmak epey mesakatli bir is. Hele bir de konulari bilseniz, insanin kendisini bir odaya kapatma hissini uyandiracak seviyedeler. Neyse ki artik tunelin sonu gorunur gibi az kaldi, cok az. Facebook'uma o yavsak Amerikalilar gibi "College apps done." yazip William Wallace stili kendimi yirtmam yakindir.

-"If you have a racist friend, now is the time, now is the time for your friendship to end" . Her ne kadar bos, sade, etkisiz bir soz gibi gozuksede The Specials'in agzindan dinleyip iki kere dusunmek lazim. The Specials-Racist Friend.

-Bu arada Fenerbahceli arkadaslara seslenmek istiyorum. Bakin beyler futbol takimimizda bir numara yok lakin erkek basketbol takimimiz cubuklunun hakkini veriyorlar. Gidin destekleyin lan, metrobusle iki adim. Kadin basketbol ve voleybol takimlarini anlatmaya gerek yok zaten, Fenerbahce bir spor kulubudur, unutulmasin.


-O kadar usengecim ki Notlar serisini en son ne zaman yazdigimi unutmusum. Bir baska detayda bu kadar uzun bir aradan sonra oldukca anlamsiz bir postla donmem ama su aralar yasadigim kafayi seviyorum. The Specials dinliyorum geceleri Iron Maiden'a donuyorum, Umut Sarikaya okuyup yatiyorum. Kolej aplikasyonlari'da bittimiydi bekle beni beyaz.

-Iyi bir hafta gecirin.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Umut Sarikaya'ya Acik Davet

Sevgili Umut Sarkiya;

Mesakatli bir dusunce surecinin ardindan sizi, bildigim en komik adam ilan ettim. Size her hangi bir yerde, her hangi bir zamanda bir bira ismarlarim.

Kaan Eren


2 Kasım 2010 Salı

YouTube #2


Google'in "yasakli" silinen videolari tekrardan yuklemesiyle birlikte YouTube tekrardan kapandi, DNS ayarlarina devam.

"2 gun yeter size, hadi dagilin."

Duzeltme: YouTube dun bir ara kapanmasina ragmen tekrar acilmis. Su habere yonlendirelim tekrar kapanabilme olasiligini bildirmek uzere: http://chilp.it/fc1a05

1 Kasım 2010 Pazartesi

YouTube


Uzun bir aradan sonra YouTube'a karsi alinan engelleme karari kalkti, ve bu karar YouTube'a yasaga ragmen ulasamayan kucuk bir grup tarafindan coskuyla karsilandi. Sahi, nasil acildi bu YouTube tekrardan? Modem'e zimbirti diyen ulastirma bakanimiz Binali Yildirim'in isimiydi bu? Hayir, YouTube bir firmanin Ataturk'un isim hakkinin kendilerinde oldugunu kanitlayarak siteden Ataturk karsiti videolarin silinmesiyle kullanima tekrar acildi. Gecmis 30 Ekim YouTube'un acilmasi gununuz kutlu olsun.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Ogun Samast Cocuk Mahkemesinde Yargilanacak


Ogun Samast Ermeni asilli Turk vatandasi, gazeteci Hrant Dink'i katleden 1990 yilinda dogmus sahistir. Kendisi uzun suredir tutuklu bulunmasina karsin yargilanma surecine bir turlu gecilememis ve son olarakta avukatlari, Ogun'un cocuk mahkemesinde yargilanmasini talep etmisti. Bu talebi kabul gordu ve Hrant Dink'i yani sucsuz bir insani katleden kisi coktan 18 yasini doldurmus olmasina ragmen cocuk mahkemesinde yargilanacak ve cezasinda 5 yil indirime gidilmesi gundeme gelecek.

Baklava calan cocuga 5 sene hapis, tas atan cocuga hapis, Ermeni oldurmenin cezasi ise 4 senedir konulamadi Turkiyemizde. Simdi de konulacak ceza cocuk mahkemelerinde aranacak. E madem Ogum Samast'ta bir cocuk, 23 Nisan'da o da otursun basbakanimizin kucagina. Ne de olsa cok seviliyor Ogun yukaridaki resimden anlasildigi uzere, iki polis abisi fotograf cektirmis kendisiyle karakolda...

21 Ekim 2010 Perşembe

European Basketball


Bu yazin sonuna dogru Turkiye'de gerceklesen dunya basketbol sampiyonasi ile birlikte kisa bir sure icin basketbolla yatip basketbolla kalktik hepimiz. Ilgilenenden, kurallari bilmeyenine kadar her bir birey havalara uctu Kerem Tunceri'nin mucize turnikesiyle. Hepimiz alistik bir sure icin basketbola, bize onerdigi guzelliklere ancak bu aliskanlikta bir ruzgar gibi gecti ve gitti bir cogumuzun bunyesinden.

Bu yazi, o atesi kaybetmis veya icine bir yerlere atmislara geliyor. Bu yazi, "abi ben aslinda basketbolu cok seviyorumda, sabahin korunde kalkamam adamlari izlemek icin"cilere, "vallahi saat calmadi, uyanamadim" ya da "abi ben sadece NBA takip ederim, ulke basketbolu cok kotu. Avrupada ucluk cizgisi daha yakinda"cilara geliyor.

Evet, size sesleniyorum! Bir kez olsun bahane aramayin ve bu sene NTVspor'un ayaklarimiza getirdigi Euroleague'i deneyin. Sert savunmayi, takim oyununu, "Beat LA!", "Boston Sucks" tezahuratlarinin otesine gidin, rengarenk tribunleri, mac boyunca sallanan bayraklari yasayin ama en onemlisi icinizdeki basketbol askini ortaya cikarin.

Sadece futboldan ibaret olmasin spor bilginiz, bir tek Kobe olmasin en sevdiginiz basketbolcu, draft edilmeyen kolej basketbolcularini taniyin, Avrupali guardlari, sutor pivotlari taniyin. Herseyden oncesi futolda desteklediginiz takimi, basket bransinda da destekleyin gidin yep yeni salonlara. Seyirci siralamasinda yerlerde surunmesin 100 yillik 25 milyon taraftari olan kulubunuz.

Izleyin biraz zevk alin, mucadele gorun, gercek sporcular gorun, mukemmel organize edilmis avrupa liglerini yasayin, yasatin. Yer bulsun basketbol medyamizda bizler sayesinde.

Bir sans verin icinizde ki basketbol sevgisine cunku ulke olarak futbolun otesine gitmeye ihtiyacimiz var inanin.

I feel devotion

19 Ekim 2010 Salı

Tessere Ultras





Ultras kulturunu severim, mac boyunca sallanan bayraklari, stadlara pankartla birlikte yurumeyi, stadi pankartlar ile donatmayi hep cok istemisimdir yerinde Italyada. Iste yukarida ki goruntulerde Italyanin hatiri sayilir hatta efsane ultras guruplarinin uyelik kartlaridir. Yanlis anlamayin o kart oyle burada ki gibi herkese verilmez o yuzden bu gune kadar saklanmistir kagittan yapilmis rengi solmus uyelik kartlari. Bir onurdur, yasam tarzidir onlar icin bedava bilet demek degildir hic bir zaman.

Forza Viola!

16 Ekim 2010 Cumartesi

When You're Strange



Cancel my subscription to the resurrection.

Send my credentials to the house of detention.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Sakin Olun


Bildiginiz gibi Milli Takim 2012 Avrupa Sampiyonasi yolunda cuma gunu Almanya ile cok onemli bir maca cikacak. Ancak hem Turkiye hem Almanya basininda mactan cok Turk kokenli olup dogup buyudugu yer olan Almanya milli takimini secen Mesut Ozil ve Mesut'la ayni sartlarda yasamis ancak Turk Milli takimini secen Nuri Sahin konusuluyor. Dogaldir tabi bu durumun konusulmasi malzeme olmayan yerde uydurma haberler yapan medyamizin eline bir de malzeme gecince her taraf Mesut Ozil ve Turkiye macinda ne yapacagina dair haberler ile doluyor.


Yalniz o haberlerden, yapilan roportajlardan ikisi gozume takiliyor. Ikisinde de bas kahraman belli: NTVspor haber muhabiri ismini bilmedigim arkadas. Once Mesut'a soruyor can alici soruyu:
- Macta Turk marsi okunurken ne yapacaksin?

Mesut, olaganustu bir olgunlukla cevap veriyor:
- Marslar okunurken konsantre olacagim...

Dogal olarak bizim muhabir istedigini alamayarak deyim yerindeyse got gibi kaliyor ortada.

Bu roportajin aksami ayni zat, Tuncay ve Hamitle roportaj yapiyor ve soyle bir soru soruyor Milli futbolculara, gururlu bir ifadeyle:

-Bugun Mesut'a sordum Milli mars okunurken ne yapacaksin diye? Sizce neler dusunuyodur, neler yasiyordur ve ne yapacak Mesut?

Tuncay soyle bir cevap veriyor:
- Mesut Milli Mars okunurken anlayacaktir dogru bir karar verip vermedigini.

Simdi, bu diyaloglara bakinca bizim Almanyayla topragina 11 e 11 mac yaptigimiz anlasiliyor ve karsi takimda da bizim mahalleden bir cocuk var ona sanki bir gazoza transfer olarak ihanet etmis bizlere, merak ediyoruz yillardan beridir damarina islemis mahallemizin degerlerini unutacakmi macta gol atarsa bizi yikarsa sevinebilecekmi yuzumuze bakarak.

Yahu milliyetci gencler bir sakin olun, futbol sadece bir oyun, futbolcular icin bir meslek bizim icin de bir eglence. Savasa gitmiyoruz tedirgin arkadaslar.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Gecmis Zaman Olur Ki


Uzun sayilabilecek bir aradan sonra gecmise giderek donuyoruz. Cep telefonun olmadigi, e tabi msn'in facebook'un olmadigi gunlerde tek basina eve cikmis Fuat abimizin(339-21-79) bayanlarla olan sorunu canina tak etmis ve bu vasitayla guzel bayanlari hayatina davet etmis. Bu daveti yaparkende kendisinin dolu, neseli, esprili, duygusal oldugunu soylemeyi unutmamis. Ne diyelim rast gelsin...

17 Ağustos 2010 Salı

17 Agustos

17 Agustos 1999 assagi yukari bu blogu okuyan herkesin yasadigi bir gun, bir deprem. Bugun o depremin 11'inci yil donumu ve biz de l'Auriga blog olarak bu gunu unutmayarak depremde hayatini kaybeden her bir bireyi saygiyla aniyoruz. Bu anmanin ardindan da o insanlarin neden oldugunu bir kez daha animsiyoruz ve malzemeden calarak binalar yapan hirsiz mutahitlere de buradan selamimizi yolluyoruz, hakettikleri sekilde, ve o mutahitleri cezalandirmayan devletimizi de unutmuyarak, merak ediyoruz acaba vicdanlari rahat mi, nasil bir duygu katil olmak?